buca escort karşıyaka escort

bahçeşehir escort

gaziantep escort

10.5 Gazete

HAZİNENİN ÜZERİNDE DURUP DA DİLENEN MİSALİ YANINDA DURAN MEHDİYİ GÖREMEYENLERİN YAZISI

HAZİNENİN ÜZERİNDE DURUP DA DİLENEN MİSALİ YANINDA DURAN MEHDİYİ GÖREMEYENLERİN YAZISI
Aydın Özen
Aydın Özen( aydinozen@gmail.com )
04 Eylül 2020 - 16:29

Bugün uzunca bir süredir yazmayı düşündüğüm ama güncel-gündem nedeniyle ertelediğim MEHDİ konusunda bilgi-düşüncelerimi paylaşacağım.

Aslında çoğumuzun düşüncesinde insanlığın maddî ve manevî sıkıntılarını sona erdirecek, sosyal ve dinî hayatı ideal olgunluğa ulaştıracak bir otoritenin /mehdinin geleceği beklentisi vardır.

Yıllar önce önemli bir firmamızın Uluslararası bir projesinde Danışman olarak görev yapıyordum. Bir gün mola saatinde sohbet ediyorduk. Meslek hayatının 15 yılını ABD’de geçirmiş mühendis arkadaşım “Biliyor musunuz Amerika’da insanların %95’i yani kahir çoğunluğu Örümcek Adam filmindeki kurtarıcı karakterin doğru olduğuna inanıyor!” demişti. Bizler de “Öyleyse bu süper devi kim idare ediyor?” diye sormuştuk. Sanırım biraz ezikliğimizi yumuşatan yönü çok hoşumuza gitmişti de hepimiz biraz dalga geçerek eğlenmiştik.

Sohbet esnasında gülerek geçtiğimiz bir konuydu. Birkaç gün sonra karşılaştığım Mehdi konulu bir hikaye ve aktarılış biçimi henüz çok taze olarak hafızamda kalan olayla örtüşen anlatımlar içeriyordu. Bir an için durdum ve düşündüm. Bu olay, konunun psikolojik kısmını algılamamı sağladı. Tekrar arkadaşımla karşılaştığımda öncesinde gülerek dinlediğim hikayeyi etraflıca anlatmasını istemiştim. O da anlatmıştı. Her aşamasını yaşar gibi dinlemiştim.

Yaşanmamış ama öylesine nakledilmiş hikayelerin “ruhu eksik” olduğu gerçektir. O nedenle avcılık hikayelerinde tilkinin kuyruğunun uzunluğu ile kaçan balık hep büyük olur. Olağanüstü güç kabulü, oluşma sürecine ihtiyaç hissedilmeden “ol denilince olanı”, bir bilenin belirlediği yaşamı kabul etmek, çizgi film karakteri gibi çilesiz dijital değişimleri sevmişizdir hep.

MEHDİ, Dini terminolojinin ürettiği bir kavramı olarak önümüze çıkar. Hidayet, Hüda, Hüden kelimelerinden üretilen birçok kelime zikredilirken Kur’an’da MEHDİ kelimesinden bahis geçmez.

Sözlükte Hedy,Hüda-Rehber kökünden türetilmiş, sıfat olarak “doğru yolu bulmak, yol göstermek, rehberlik” dolayısıyla Hidayete Erdirilmiş, kendisine doğru yol gösterilmiş kişi anlamına gelen bir sözcük.

İşte bugün tarihe marka değeri ile mühür vurmuş tüm zamanların örtülen gerçekliği içinde hep canlı kalabilmiş bir kavram olrak MEHDİLİK konusunu yazacağım.

Her zamanki gibi uzun olan Konuyu bütünüyle anlatabilmek için Mehdi konusunu iki ayrı başlıkta inceleyeceğiz. Sıkılan “A” maddesi birinci bölümü okuyunca yazıdan ayrılabilsin diye.

A-KUR’AN’A GÖRE MEHDİLİK : Öncelikli olarak Bilginin Kaynağı Allah olduğu bilincinden hareketle nüzul etmiş olan İlahi metin Kur’an üzerinden açıklamalara yer vereceğiz.
B-DİĞER KAYNAKLARA, GELENEĞE VE TARİHSEL SÜRECE GÖRE MEHDİLİK: Dini içerikli metinlerin neredeyse tümünün konusu olarak ele alınmış biçimiyle, kaynaklar üzerinden değerlendirme özetlerini vereceğiz
A.-KUR’AN’A GÖRE MEHDİLİK

Konuya giriş yapmadan önce Kur’an’ı anlama Metodundan bahsedeceğim.

KUR’AN’A GÖRE BİLGİNİN OLUŞUMU

Allah Teala Kur’an’ı Kerimde nüzul eden ayetlerin matematiksel bir mantığı olduğunu, dizilişin Muhkem(Hüküm içeren) Müteşabih (örneklenen) ve Mesani (ikişerliler, benzeşen) ayetlerden teşkil ettiğini bildirir.

Kur’an’dan yararlanmak, rızka ulaşmak gibidir. Birçok ayetin açıklamaya ihtiyacı yoktur. Ama bazı ayetlerin açıklamasına ulaşmak gayret ister. Allah, Kur’an’ı açıklamayı kendi üstlenmiş ve o açıklamalara ulaşmanın yolunu da göstermiştir.

Hûd 11/1 “Elif, Lam, Ra. Bu öyle bir kitaptır ki, ayetleri muhkem kılınmış, sonra hakim olan ve her şeyin iç yüzünü bilen Allah tarafından açıklanmıştır.”

Kıyamet 75/16-19
-Temize çıkmak için boşuna ağzını yorma
– (Yaptığını da yapmadığını da) toparlayıp bir araya getirmek bizim işimizdir.
– Biz onu okurken sen okunanı takip et.
– Sonra onu açıklamak da bizim işimizdir.”

Muhkem ayetler Allah tarafından açıklandığına göre açıklama diğer ayetlerle olur.

Zümer 39/23 “Allah sözün en güzelini, MÜTEŞABİH MESANİ bir kitap olarak indirmiştir.”

Birbirine benzeyen iki şeye müteşabih denir. Mesani ise ikişer anlamına gelen mesna’nın çoğuludur. Demek ki, Kur’an ayetleri birbirine benzer ikişerli kümelerden oluşmaktadır. Bu, bir ayetin birçok ayetle benzeştiğini ve ikili ilişki içinde olduğunu gösterir.

Benzer ayetleri herkes bulup çıkaramaz. Yine Fussilet 41/3, “Bu, bilen bir kavim için, ayetleri Arapça okuyuş olarak açıklanmış bir kitaptır.” denir. Benzer ayetleri bulup çıkarmak bilen bir kavmin işidir.

Al-i İmran 3/7)
“Bu Kitab’ı sana indiren O’dur. Ayetlerinin bir kısmı muhkemdir; onlar kitab’ın ana ayetleridir. Diğerleri müteşabih (muhkemlere benzer) olanlardır. Kalplerinde eğrilik olanlar, istedikleri te’vili (bağlantıyı) kurup istedikleri fitneyi çıkarmak için Kitap’tan, kendi eğrilikleriyle benzeşen şeye uyarlar. Oysa onun tevilini (bağlantılı olduğu ayeti) sadece Allah bilir. Bu ilimde sağlam duruş gösterenler de şöyle derler: “Biz, bu ilme inandık, hepsi (muhkem, müteşabih ve tevil) Sahibimiz katındandır.” Zikre (doğru bilgiye) sadece sağlam duruşlu olanlar ulaşabilirler.” Der.

TEVİL, BİR ŞEYİ HEDEFİNE ÇEVİRMEKTİR. Müteşabih ayetlerin hedefi muhkemlerdir. Onlardan birini diğerine çeviren ve birini diğeri ile açıklayan Allah Teâlâ’dır. Bunu başkası yapamaz. Ama “.. içlerinde yamukluk olanlar, fitne çıkarma isteği ve onu tevil isteği ile müteşabih olanına uyarlar.” Yani ayetler arası ilişkileri göz ardı edip onları kendi istedikleri hedefe çevirmeye ve fitne çıkarmaya çalışırlar.

Buraya kadar herhangi bir konu hakkında Kur’an’ın ne dediğini öğrenmek istiyorsak eğer BİLGİNİN KAYNAĞI olarak sunulan metot bellidir. Öyleyse bizde bu metodu takip ederek MEHDİ konusuna yavaşça giriş yapalım.

Al-i İmran Suresi 3/81.ayet
Allah nebilerinden kesin söz aldığında şöyle demiştir: “Size Kitap ve hikmet veririm de elinizde olanı onaylayan bir elçi gelirse kesinlikle ona inanacaksınız ve destek vereceksiniz. Bunu kabul ettiniz mi? Bu ağır yükü (ISR) yüklendiniz mi?”. Onlar: “Kabul ettik.” demişlerdi. Allah: “Siz buna şahit olun, sizinle beraber ben de şahidim.” demişti.

3/82 “Bundan sonra sözünden dönenler, yoldan çıkmış olurlar”

NEBİ ve RESUL konusu; Nübüvvet, İlahi bilgilerden haberdar edilmek yani değeri Allah tarafından yükseltilmiş, seçilmiş kişi demektir. Risalet ise o bilgilerin ümmete aktarılması kurumudur. Burada çok önemli bir ayrıntıyı da dahil ederek konuyu bütünlemeliyiz. Allah En’am 6/83-89, Bakara 2/213, Meryem 19/30 ayetlerinde bütün Nebilerine NEBİLİK, KİTAP ve HİKMET verdiğini belirtiyor.

Bu ayete göre Allah Teala Adem a.s.’dan başlayarak gelen bütün Nebilerden söz almış. Peki nedir bu alınan söz?

Size NEBİLİK+KİTAP veririm de, Elinizdeki KİTABI doğrulayan/TASDİK EDEN bir RESUL/ELÇİ gelirse…

Elinizdeki Kitabı DOĞRULYAN ne demek?

Şura Suresi 42/13 “ Allah Nuh’a ne emretmişse ONU, sizin için bu dinin kuralı (şeriat) yapmıştır. SANA VAHYETTİĞİMİZ, İbrahim’e, Musa’ya ve İsa’ya emrettiğimiz şudur: “Bu dini ayakta tutun ve birbirinizden ayrı düşmeyin.” Senin çağırdığın şey müşriklere ağır gelir. Allah, bu dini tercih edeni kendi tarafına (yoluna) seçer ve O’na yöneleni doğruya yönlendirir.”

Allah Teala Nebilerine gönderdiği kitapların bütünlüğünden ve birliğinden bahsediyor. Öyleyse Nebinin elindeki kitabı TASDİK eden bir ELÇİ/RESUL geldiğinde ona DESTEK OLACAK/İNANACAKSINIZ diyor.

Bunu kabul ettiniz mi? Ve bu ISRI üstlendiniz mi? Diyor.

Peki ISR ne demek? Kur’an’da bu anlamda ISR 3/81, 7/157, 2/286 üç yerde geçiyor.

ISR, Yeni gelen RESULE inanma görevi. ISR kelimesini tercüme ederken “Ağır Yük” diye dolaylı anlam veriyorlar. Evet yüklenenin ağır olduğu belli de..!

Müfredat’ta “Elif Sad Ra” ISR anlam olarak “bağırsakları bağladım deyiminden alınan bir kelime olup, kalın iple bağlamak anlamına gelir….” diyerek açıklanıyor.

Buradan ISR’ın geri dönüşsüz bağ anlamıyla Nebi olan birinin yerine gelen yeni Nebi kabulünün zorluğu, Elinde kitap olan Dini var iken gelen yeni Nebi ve Kitaba uyma zorunluluğu konu ediliyor.

Şimdi Al-i İmran 81 ayetini dikkate alırsak eğer Allah Teala bütün Nebilerden misak almış elinizdeki kitabı doğrulayan Resul geldiğinde ise…diyor.

Bugün elimizde var olan Kitap/KUR’AN’ı doğrulayan bir RESUL / MEHDİ geldiğinde ne yapmamız gerekiyor?

Bu ayete göre verilen ISR nedeniyle gelen o RESULE / MEHDİYE inanacak ve destek olacağız.

Öyleyse aşağıda “B” başlığında ayrıntısını kısaca göreceğimiz gibi tarihin tüm zamanlarında yaşayan İlahi olan/olmayan, Çok tanrılı/ Tek Tanrılı diye farklı olarak tarif edilen bütün inanç guruplarında dillerine uygun tanımla ifade edilen MEHDİ kavramı net ve sarsılmaz bir gerçektir.

Şimdi gelelim olayın Müteşabih/örnekleme ile aynı ISR kalıbının kullanıldığı ikinci bir ayete.

Araf Suresi 7/157 “Onlar ümmi nebi olan bu Rasul’e uyan kimselerdir. Onun özelliğini yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı bulurlar. O Resul onlara, marufa uygun olanı emreder ve münkeri yasaklar. Temiz şeyleri helal, pis şeyleri haram kılar. ISR’Larını, üzerlerindeki ağır yükleri kaldırıp atar. Kim ona inanır, onu destekler, ona yardım eder ve onunla birlikte indirilen nûra (Kitaba) uyarsa, işte onlar umduklarına kavuşacak olanlardır.”

Bu ayette ISR kelimesinin devamından “Gayn Lam Lam” kelimesi birlikte kullanılır genel anlamıyla da “Boyundaki Bağ- zincir” şeklinde anlam verilir.

“….ve yedau anhum ISRAHUM vel AGLALELLETİ kanet aleyHİM…”

“…ve kaldırıp atan onlardan ISRI ve prangaları öyle ki idiler onların üzerinde…”
Birebir sözlük anlamlarını alta yazmış oldum.

Şimdi cümle yaparsak “ …Ve onların üzerinde PRANGA olan ISRI Allah KALDIRDI….”

Bu ayette resmedilen yaşanmışa göre;

Al-i İmran 3/81 de konu edilen “Elinizdeki Kitabı doğrulayan RESUL geldiğinde” tanımı yapılan RESULÜN, yanlarındaki Tevrat ve İncil’de yazılı bulurlar diye açık tarifi de yapılarak yukarıdaki emrin yerine geldiğine ve O RESULÜN geldiğine vurgu yapılıyor.

Ardından gelen TASDİK eden RESUL, İlahi hükümlere uyumlu doğru davranışları (maruf) uymayanları (münker) bildirip, Temiz şeyleri helal ve pis şeylerin de Haram olduğunu bildiriyor.

Ardından tüm zamanların en önemli hükmünü bildiriyor.

ARTIK ÜZERİNİZDEKİ ISR KALDIRILMIŞTIR

Yeniden hatırlayalım ISR neydi? AĞIR SÖZLEŞME, Nebilik ve Kitap ortadayken Tasdik eden bir resul gelince o gelen Resule UYMA göreviydi.

Bu ayete göre Muhammed s.a.v. geldiğinde ISR kaldırıldığına göre bundan sonra geldiğini söyleyen YALANCIDAN öte bir şey olamaz.

Muhammed s.a.v. ile Araf 7/157 açık hükmü gereği Adem a.s’dan bugüne bütün Nebilerin MİSAKI olan ISR görevi ortadan kalkmıştır.

Ayetin devamında ikinci bir duruma daha işaret ediliyor ve deniyor ki “..Kim ona inanır, onu destekler, ona yardım eder ve onunla birlikte indirilen nûra (Kitaba) uyarsa, işte onlar umduklarına kavuşacak olanlardır.” Bu kısmından da ne anlamalıyız?

Bir kişinin İman etmiş olması için LA İLAHE İLLALLAH söylenmesi zorunlu bir sözdür. Ancak ayetin bu kısmına göre ise yeterli değildir. Ya ne?

“LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMEDEN RESULULLAH” olarak cümle tamamlanacaktır. Bu ayet bunu anlatıyor. O ne güzel insandır ki bu sözü bilerek ve doğru anlayarak söyler.

Lafı uzatmadan bu bölümün sonunu ifade edelim. Muhammed s.a.v. dönemiyle Araf 7/157 ile ISR yani YENİ ELÇİYE UYMA SORUMLULUĞU Allah tarafından kaldırılmıştır. Bu nedenle ne yeni RESUL ya da MEHDİ gelmeyecektir. Mevlana’nın ya da Said Nursi’nin dediği gibi YAZDIRILAN KİTAP kimseye gelemez. Bu kocaman bir YALANDIR.

Hareket noktası olarak ileri sürülen iddiaların aksine mehdî inancı insanların zulme karşı eyleme geçmesini sağlamak şöyle dursun harekete geçilmesini engellemiş, kitleleri mehdîyi beklemeye itmiş, zulmü mehdî dışında birinin yok edemeyeceği düşüncesini zihinlere yerleştirmiş ve Müslümanları çözümsüzlüğe sürüklemiştir.

Gençlik dönemimde çok etkilendiğim bir konu olarak Mehdiyi anlamak, arayıp da bulmak adına çok eser taradım. Abartısız söylüyorum ki ciltler dolusu kitap, saatler dolusu ilmi sohbet dinledim. Hatta kendisinin Mehdi olduğuna inanan tam 7 kişiyi de tanıdım. Nezaket icabınca isim zikretmiyorum ki tümü çok saygın kabul edilen insanlardı.

O kadar çok şey araştırmak zorunda kaldım ki! Tamam buldum, çözümü yakaladığımı zannettiğim her çalışma İbrahim a.s’nın rüzgar, şimşek, ay ve güneş macerası gibi gönlümü tatmin etmedi. 15 yılı aşan ve vuslat hasıl olmayan bir inceleme tatminsiz biçimde sürdü gitti.

Sonra bir gün cevabın inandığımızı söylediğimiz kitapta aramam gerektiği düşüncesinden hareketle konusu bu olan çalışmaları okuyup dinlemeye başladım. 2012 yılında hamdolsun gerçeğe KUR’AN-I KERİM ile ulaştım.

Aradığım her şey aslında ÇOK İNANDIĞIMI iddia ettiğim, her an yanı başımda duran bu kitapta varmış. O an dedim ki Hazinenin üzerinde durup da dilenenler misali yaşadın…!

Evet yanı başımızda bulunan kitabın kendi anlatım Üslubuyla MEHDİLİK konusunu çok kolay ama çok uzun zamanda bulabildim. Sizlerde ararsanız eğer yaşadıklarımı yaşamayın, “HAZİNENİN ÜZERİNDE DURUP DA DİLENENLERDEN OLMAYIN diye
Yanında Duran Mehdiyi Göremeyenlerin yazısı olarak bunu paylaşma ihtiyacı duydum. Umarım arayana fayda olur.
Kısaca tarihsel süreci de yazımın ikinci bölümü olarak sunmak istiyorum.

B.-DİĞER KAYNAKLARA, GELENEĞE VE TARİHSEL SÜRECE GÖRE MEHDİLİK

Peygamber’e a.s.m. atfedilen ve ravileri güvenilmez bulunan (İbn Haldûn, II, 787-789; İsmail Hakkı, sy. 285 [1329], s. 390-391) bazı metinlerde belirtildiğine göre dünyanın ömründen bir gün bile kalsa Allah bu günü uzatıp mutlaka bir mehdî gönderecektir. Hz. Hasan veya Hüseyin’in neslinden gelecek olan bu kurtarıcının adı Resûl-i Ekrem’in adına, babasının adı da onun babasının adına uygun olacak (Muhammed b. Abdullah) ve zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracaktır. Beş, yedi veya dokuz yıl hüküm sürüp bütün müslümanları hâkimiyeti altına alacak, iktidarı sona erince de kıyamet kopacaktır (Wensinck, el-Muʿcem, “hdy” md.).

İlahi Kitaba dayalı inanışlarda olduğu gibi İlkel Dinlerde de karşılaştığımız bu kavram günümüzde bazı dini-siyasi düşünce ve hareketlerin güç kaynağını teşkil etmektedir.

Mehdilik kavramı;

Yeni Gine ve çevresindeki halklarda KARGO KÜLTÜ,

Kuzey Amerika yerlileri için GHOST-DANC

Eski Amerika yerlilerinden Aztekler QUETZALCOATL,

Eski Mısırlılar AMENİ ! (Çok sık tekrarladığımız AMİN kelimesine dikkat!)

Hinduizm KALKİ,

Budizm MAYTREYA (maitreya, mettaya),

Mecûsîlik SAOŞYANT,

Yahudi ve Hıristiyanlar MESİH

Müslümanlarda MEHDİ

Mehdî, farklı kültür ve dinlere göre dünya tarihinin sonunda (ahir zaman) Allah tarafından yeryüzüne gönderilecek ve yeryüzünü hâkimiyetine alacak bir hükümdar, insanlara doğru yolu gösterecek bir peygamber, dinî bir lider veya Hinduizm’de olduğu gibi bir tanrıdır.

İnsanların oluşturduğu dini kabullerin çoğunda tüm insanlığın maddî ve manevî sıkıntılarını sona erdirecek, sosyal ve dini hayatı ideal olgunluğa ulaştıracak bir otoritenin geleceği inancı vardır.

Eski Mısır’da Nil nehri ve göller kuruyacak, içindeki balıklar ve etrafındaki kuşlarla beraber kaybolacaktır. Güneş kendini insanlardan uzaklaştıracak, günde yalnız bir saat görünecek ve öğle vaktinin olduğunu kimse fark etmeyecektir. Sosyal felâketler de yoğunlaşacak, ülkeyi yabancılar istilâ edecek, ülkeye karmaşa hâkim olacaktır.

Hinduizm’e göre ülke barbarlar tarafından istilâ edilecek, dinin inanç öğretisi yok olacak, barbar hükümdarlar halkı soymaktan başka bir şey düşünmeyecektir. Halkın kıymetli eşyalarını, karılarını, kızlarını ellerinden alacaklar, asaletin tek şartı zenginlik olacaktır. Aile bağları çözülecek, kimse evlenmek için bâkire aramayacak, kadınlar kocalarına sadakat göstermeyecek, çocuklarını henüz ana rahminde iken öldüreceklerdir. Aileye kadın hükmedecek, sayıları erkeklerden çok olacak, hiçbir dul kendini kocası ile beraber yaktırmayacaktır. Tabiatın düzeni de bozulacak, mevsimlerin âhengi kalmayacak, yağmurlar zamanında yağmayacak, nehirler ve dereler kuruyacaktır. Devrin sonuna doğru ağaçlar otlara dönüşecek, insanlar kıtlık korkusuyla yaşayacaktır.

Hinduizm’deki bu felâket tasvirlerinin benzeri Mecûsîlik’te, Yahudilik’te ve diğer dinlerde de vardır.

Mehdî devrinin açılış ve başlangıcında bazı olaylar olağan dışı görüntüleriyle katılır.

Hindulara göre mehdinin gelişinde güneş- ay, Tisya-Jüpiter birbirlerine kavuşacaktır.

Mecusilere göre; güneş otuz gün otuz gece semanın ortasında duracaktır.

Hıristiyanlarca İsa Mesih’in gelişinde gün ortasında hava kararacak, gün ne geceye ne gündüze benzeyecek, gece de hava kararmayacaktır. Yine o gün beklenmedik bir soğuk, arkasından beklenmedik bir sıcak olacaktır.

Mehdinin Geliş Zamanına Dair de çalışmalarla karşılaşırız.

Muhyiddin Arabi’ye göre 1284’te,

Yehova Şahitleri’ne göre 1975’te görünecektir.

Mehdinin iktidar süreleri;

Hinduizm, Mecûsîlik ve Hıristiyanlık’ta biner yıl,

Budizm’de 84.000 yıla kadar çıkarılmıştır.

Bu süreç Yahudilik’te kırk, yetmiş veya dört yüz yıl öngörülür,

İslâmî rivayetlerde ise iki yılla kırk yıl arasında çeşitli sayılar nakledilir.

Mehdi, kurucunun soyundan gelir.

Saoşyant Zerdüşt’ün,

Hinduizm’de mehdî Kalki, Tanrı Vişnu’nun avatarası olacak,

Mesih Davûd’un,

Mehdi, Muhammed’in s.a.v. soyundan olacaktır.

Mehdilerin varlığı da bazen normal insanlarınkinden ayrı, sıfatları olağan üstü olarak tasavvur edilir. Onların tanrısal benliğe sahip olduğuna veya üzerlerinde Tanrı’nın özel rahmetinin bulunduğuna inanılır. Genellikle mensubu oldukları dinin kurucusuna benzerler. Hata yapmazlar, diledikleri zaman mucize gösterirler, eğitimlerinde silâh kullanma sanatlarını, mensubu oldukları dinlerin kutsal kitaplarını öğrenirler. Yeni bir meseleyle karşılaştıklarında Tanrı onları vahiy ve ilhamla aydınlatır.

Konfüçyüsçülük’te mehdî Çin kültürünün özelliklerini taşır. O yüksek bir azizdir, kâinattaki her şeyi işitir, görür ve bilir. Geniş kalpli, açık elli, yumuşak huyludur. Semaya göre yaratılmış, hakikati kavramış ve ona nüfuz etmiştir. Gök onun örneğidir. Üstadı hakikattir. İsterse kendini herhangi bir eşyaya dönüştürebilir. Ruhu yeri göğü doldurur, kâinatı ihata eder. Onun nereden geldiği, nereye gittiği bilinmez. Öyle büyüktür ki onun dışında hiçbir şey yoktur ve yüksek Tao vahyinin taşıyıcısıdır.

Mecusilere göre Saoşyant Tanrı Ahura-Mazda’nın ilk yaratıklarındandır ve ölümsüz kutsallardandır. Manevî yiyeceklerle yaşar. Vücudu güneş gibi parlar. Olağan üstü bir güce sahiptir ve etrafı altı gözle görür.

Yahudiler Mesih’in Hz. Davud soyundan geleceğine, meshedilmesi dolayısıyla kutsal bir güce sahip olacağına, Tanrı’nın himayesi sayesinde günah işlemeyeceğine inanırlar. Mesihi diğer insanlardan ayıran özellik onun Tanrı’nın yeryüzündeki vekili olması, Tanrı’nın özel lütfuna sahip bulunmasıdır. Yahudilere göre mehdî devrinde Kudüs ve çevresi cennet bahçelerine benzeyecek, çöller ormanlara dönüşecek, hayvanların tabiatı değişip vahşilikleri kaybolacak, kurt ve kuzu beraber bulunacak, yılanın ekmeği toz ve toprak olacaktır. Bu tür beklentiler diğer mehdî telakkilerinde de vardır.

Ülke içinde halkına cennet saadetini tattıracak olan mehdî ideal bir devlet adamı, sosyal reformcu, dinin kurallarını hayata geçirecek peygamber ve rahip olarak tasavvur edilir.

Meselâ sömürge altındaki Yeni Gine halkının ve Amerikalı Kızılderililer’in inancına göre gelecekteki kurtarıcı yabancıları ülkeden kovacak, eski dinî hayatı geri getirecek bir kahramandır.
Hindular’da Kalki dinin zayıflayan öğretisini yenileyecek, kutsal kitap Vedalar’ı zamana göre tefsir edecek ve şeriatı uygulayacak olan insan sûretine girmiş bir ilâhtır.

Yahudilerce mesîh Kudüs’ü putperestlerden temizleyecek, dağılmış İsrâiloğulları’nı tekrar toplayacak, diğer din mensuplarını ve dünyayı hâkimiyeti altına alacak, Ye’cûc ve Me’cûc ordularını imha edecek, Roma’yı ele geçirecek, Habeşistan’ı, Mısır’ı ve Araplar’ı vergiye bağlayacak, Tevrat’ı yahudi olmayan milletlere de öğretecek, Süleyman Mâbedi’ni tekrar yaptıracak ve dinî kanunları uygulayacak bir kraldır.

Mehdi sonrası devir parlak bir günü takip eden karanlık bir gece gibi düşünülür.

Hindular’a göre mehdînin ardından tabiatın ve insanların durumu tekrar kötüye gidecek, insanlar arasında maddî ve mânevî hastalık ve kötülükler salgın hale gelecektir. Dönemin sonuna doğru gökte yedi veya on iki güneş doğacak, sıcaklığı bütün insanları öldürecek, nehirleri ve denizleri kurutacak, otları ve ağaçları yakacaktır. Gökten yağmur yerine taş yağacak, bunları kuvvetli bir rüzgârla Samvartaka ateşi (kâinatı yakan ateş) takip edecek, yaşaması muhtemel her türlü hayat sahibini yok edecektir.

Mesihler kendi dönemlerinin sonuna doğru hâkimiyeti Tanrı’ya bırakacaktır. Bu olayları ölenlerin dirilişi ve hesap günü takip edecektir.

Müslümanlara göre de mehdî dönemini sosyal ve tabii felâketler takip edecek, kıyametle dünya hayatı son bulacak, ardından haşir ve hesap günü gelecektir.

İslam Kaynaklarında Mehdi kavramının Tarihçesi

Tespit edilebildiğine göre ilk defa Abdullah b. Sebe’ mensupları, Ali b. Ebû Tâlib’in ölmediğini ve kıyametin kopmasından önce dünyaya dönüp zulümle dolan yeryüzünde adaleti hâkim kılacağını ileri sürmüştür (Eş‘arî, s. 15). Bununla birlikte mehdî inancının, daha çok Hz. Hüseyin’in Kerbelâ’da şehid edilmesinin ardından Kâ‘b el-Ahbâr’ın Yahudilik’ten İslâm dinine taşıdığı sanılan rivayetlerin etkisiyle ortaya çıktığını ve hilâfetin Ali b. Ebû Tâlib’in soyundan gelenlere ait bir hak olduğunu savunan gruplar arasında yayıldığını söylemek gerekir.

Muhtar es-Sekafî ve Keysan’ın öncülüğündeki Keysaniyye’ye bağlı bir grup, Ali’nin r.a. oğullarından Muhammed b. Hanefiyye’nin müslümanların gerçek halifesi ve yegane kurtarıcısı olduğunu iddia etmiş, vefatında Medine’deki Cennetülbaki Kabristanı’na defnedildiği halde onun ölmediğini ve Radva dağında yaşadığını, kıyametin kopmasından önce mehdi olarak geri gelip dünyada adaleti hakim kılacağını ileri sürmüş, böylece mehdilik ilk defa Keysaniyye tarafından I. (VII.) yüzyılın ikinci yarısında ortaya atılmış ve diğer Şiiler’e intikal ederek Müslümanlar arasında yayılmaya başlamıştır (Abdurrahman Bedevî, II, 71-82; Ali Samî en-Neşşar, II, 56-77).

Mehdînin zuhuru hakkında nakledilen birçok rivayetin etkisiyle olacaktır ki Selefiyye ile hadis âlimleri, Şîa’nınkinden farklı da olsa âhir zamanda bir mehdînin geleceğini kabul etmişlerdir. Onların telakkisine göre kıyametin büyük alâmetlerinden biri olan mehdî, Hz. Hasan veya Hüseyin’in soyundan gelen bir ailenin çocuğu olarak Medine’de doğacak, Mekke’de mehdîliğini ilân edecektir. Adı Muhammed b. Abdullah’tır. İlâhî emirleri hayata geçirecek, sünnetleri ihya edip bid‘atları ortadan kaldıracak, başta Cebrâil ve Mîkâil olmak üzere meleklerden oluşan orduların da desteğiyle dünyanın tamamına hâkim olan bir devlet kuracak, Tevrat ve İncil’in asıllarını bulup Ehl-i kitabın müslüman olmasını sağlayacak, zulmü kaldırıp adaleti tesis edecek, devrinde herkes zenginleşecek, barış ortamını gerçekleştirip düşmanlıkları sona erdirecektir.

Yedi yıl süren bir iktidardan sonra Hz. Îsâ gökten inecek ve deccâli birlikte öldürdükten sonra yönetimi ona devredip otuz beş veya kırk yaşlarında vefat edecektir. Kesinlik ifade eden hadislerle sabit olduğundan bu olayların kabul edilmesi zaruridir.

Bazı âyetlerde de mehdîye işaret edilmiş ve kıyametin kesin bir alâmeti olduğuna dikkat çekilmiştir (İbn Hacer el-Heytemî, II, 469-481). Sünnî kelâmcıları ise eserlerinde mehdî inancına ya hiç temas etmemiş veya kıyamet alâmetleri arasında kısaca değinip bunun aslî bir inanç konusu olmadığına dikkat çekmişlerdir (Teftâzânî, II, 307; Goldziher, s. 196).

Mehdî inancı, dinî deliller açısından sübut bulmamasının ötesinde İslâm tarihinin akışında birçok olumsuzluğun kaynağı olmuştur. Siyasî iktidara göz diken pek çok kimse mehdî olduğu iddiasıyla ortaya çıkıp Müslümanların sosyal birliğini parçalamış ve savaşlara yol açmıştır.

Aydın Özen
4 Eylül 2020

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
POPÜLER FOTO GALERİLER

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.

antakya escortiskenderun escortedremit escort

ankara escort

afyon escortsamsun escortagri escortescortkonya escortantep escortizmit escort